Uluslararası Ceza Mahkemesi Başkanı Tomoko Akane’ye Yönelik ABD Yaptırımları ve Uluslararası Hukukun Geleceği
Hollanda’nın Lahey kentindeki Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) Japon başkanı Tomoko Akane, ABD tarafından hedef alınarak yaptırıma uğraması sonrasında uluslararası hukukun ortadan...

Hollanda’nın Lahey kentindeki Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) Japon başkanı Tomoko Akane, ABD tarafından hedef alınarak yaptırıma uğraması sonrasında uluslararası hukukun ortadan kalkabileceği yönünde uyarılarda bulundu. Brest-Quimper Kamu Hukuku Emekli Profesörü ve ASPDH üyesi Jacques Le Goff, bu durumun uluslararası hukuku güvence altına alma dinamiklerini frenleyebileceğini belirtti. Donald Trump yönetiminin ve bazı küresel güçlerin UCM’yi hedef alan politikaları, küresel adalet mekanizmalarının ve devlet egemenliği ile evrensel hukuk arasındaki dengenin tartışılmasına yol açıyor.
Amerika Birleşik Devletleri tarafından yaptırıma uğrayan, Hollanda’nın Lahey kentindeki Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) Japon başkanı Tomoko Akane, “uluslararası hukuk devletinin ortadan kalkmasına” karşı uyarılarda bulundu. Bu endişe, kamu hukuku emekli profesörü (Brest-Quimper) ve ASPDH üyesi Jacques Le Goff tarafından da paylaşıldı (burada kendi adına konuşmaktadır).
Uluslararası Ceza Mahkemesi Başkanı Tomoko Akane, 14 Haziran 2024 tarihinde Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde ABD yaptırımlarının hedefi oldu. Jacques Le Goff’a göre, “bu durum, uluslararası hukuku garanti etme dinamiklerini frenleme niteliği taşımaktadır.”
Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne Yönelik Siyasi Baskılar ve Çatışmalar
Donald Trump bu durumu gizlemiyor. Amacı, 17 Temmuz 1998 tarihindeki Roma Konferansı’nın 120 devleti tarafından kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni (UCM) “tuğla tuğla” ortadan kaldırmaktır. Çekimser kalanlar arasında elbette Amerika Birleşik Devletleri vardı, ancak aynı zamanda Rusya, Çin de yer alıyordu; yani BM Güvenlik Konseyi’nin üç daimi üyesi!
Bu durum, UCM’nin faaliyete geçtiği günden bu yana, ordularını soykırım, insanlığa karşı suç, savaş suçu ve saldırı suçu olmak üzere dört potansiyel soruşturma başlığı altında tehdit eden bu devletlerin ayağına batan bir diken temsil ettiğinin kanıtıdır. Söz konusu olan, devlet egemenliğinin sınırlanmasıdır ve bu durum Goebbels’e 1933 yılında şu sözü söyletmiştir: “Kömürci kendi evinin efendisidir.”
Ayrıca okuyun: ABD yaptırımlarının hedefi olan UCM’nin Japon başkanı Tomoko Akane kimdir?
İşte bu yüzden özellikle ABD’yi, üye devletleri Roma Statüsü’nden çekilmeye ikna etmek için bir kampanya yürütmeye iten ısrarlı bir kaşıntı mevcuttur. Burundi, Güney Afrika, Macaristan ve Filipinler’in ardından Çad ve Venezuela’nın da buna uyması, Uganda ve Benin’in ise aynı dönemde artan baskılara maruz kalmasıyla bu kampanya başarısız olmamıştır. Bu zayıflamaya, suçluları kovuşturma kararlılığı sonunda rahatsızlık yaratan eski UCM başsavcısının görevden alınması ve ABD’nin bu yüksek mahkemenin Japon başkanına uyguladığı son yaptırımlar da eklenmektedir.
Uluslararası Adalet Tarihi ve Mevcut Zorluklar
Dikkat, tehlike! Bu durum, Büyük Savaş’ın hemen ardından, Versay Antlaşması tarafından öngörülen uluslararası bir mahkeme önünde sorumlu tutulması planlanan ve Hollanda’nın misafirperverliği sayesinde yargılanmaktan kurtulacak olan İmparator II. Wilhelm projesiyle tetiklenen uluslararası hukuku garanti etme dinamiklerini frenleme niteliği taşımaktadır.
İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından bu proje, Soğuk Savaş’ın bataklığına saplanmadan önce yeniden ele alınmıştır. Nuremberg (1945) ve Tokyo (1946) mahkemelerinden sonra, büyük bir küresel ceza yargısı projesi, daha mütevazı bir şekilde Yugoslavya (1993), Ruanda (1994), Sierra Leone (2002) ile Lübnan ve Kamboçya için özel yargı mercilerine yer bırakmıştır.
Bunun sonucunda, Sırp lider Miloşeviç ve suç ortağı Karadziç ya da eski Liberyalı lider Charles Taylor gibi isimlerin yankı uyandıran mahkûmiyetleri gerçekleşmiştir. Lahey’deki Ceza Mahkemesi, 2002’deki başlangıcından bu yana, aralarında Putin ve Netanyahu’nun da bulunduğu kişilere yönelik soruşturmalarda ve birinci sınıf bazı siyasi liderlerin on kez mahkûm edilmesinde büyük bir kararlılık göstermiştir.
UCM’nin uluslararası hukuk düzeninin temel bir halkası olduğunu akılda tutmak gerekir. Ukrayna’da olduğu gibi, barbarlık eylemlerine yönelik bu etkili yaptırım olmadan, sivil halkların temel hakları boş sözlerden ibaret kalmaktadır. ABD tarafından yaptırıma uğrayan kişiyle tam bir uyum içinde olan mahkeme, “uluslararası hukuk devletinin ortadan kalkması”na karşı uyarıda bulunmaktadır.
(1) Le Monde, 24 Temmuz 2026


No Comment! Be the first one.