Raphaël Glucksmann Fransa Cumhurbaşkanlığı Seçimi İçin Adaylığını Açıkladı
Avrupa Parlamentosu Üyesi ve Place publique Eş Başkanı Raphaël Glucksmann, Fransa’da ekim ortasında yapılması planlanan sosyalist ön seçimi yoluyla cumhurbaşkanlığı yarışına resmi olarak katıldığını...

Avrupa Parlamentosu Üyesi ve Place publique Eş Başkanı Raphaël Glucksmann, Fransa’da ekim ortasında yapılması planlanan sosyalist ön seçimi yoluyla cumhurbaşkanlığı yarışına resmi olarak katıldığını açıkladı. Yaz dönemi öncesinde kararını vermek için üç ay süre isteyen Glucksmann, bu kararı kamuoyuna duyurmak amacıyla Fransız halkına hitaben kaleme aldığı mektubu paylaştı. Adaylık gerekçelerini ve ülkenin geleceğine dair vizyonunu anlatan siyasetçi, demokratik solun yeniden yapılandırılması gerektiğini vurguladı.
Yaz dönemi başlamadan önce, 26 Mayıs tarihinde TF1 kanalının akşam haberleri programına katılan Raphaël Glucksmann, Elysee Sarayı yarışına girmeden önce kendini düşünmek için zaman tanımak istediğini ifade etmişti. Üç ay sonra aynı programa konuk olan Place publique eş başkanı, ekim ortasında gerçekleştirilmesi öngörülen ve “sosyal demokratlar” olarak adlandırılan sosyalist ön seçim süreci vasıtasıyla cumhurbaşkanlığı adaylığını resmi olarak ilan etti. Adaylık kararının arka planını açıklamak üzere Fransız halkına bir mektup kaleme alan Glucksmann, bu mektubu kamuoyuyla paylaştı.
Fransız Halkına Hitaben
“Sevgili yurttaşlarım,
Cumhurbaşkanlığına aday oluyorum. Bu sözcüklerin ağırlığının bilincindeyim ve bu süreçte, özellikle de tarihimizin bu anında hiçbir şeyi hafife almıyorum.
Yetişkinlik hayatıma Ruanda’daki Tutsi soykırımından kurtulanlar, Cezayir’de ölüm tehdidi alan gazeteciler ya da Gürcistan ve Ukrayna’da Rus emperyalizmine karşı direnen kadın ve erkeklerin yanında başladım. Bu deneyimler bana özgürlüğün asla garantilenmediğini, demokrasinin doğal olmadığını, aksine kırılgan bir yapı ve her an verilmesi gereken bir mücadele olduğunu öğretti.
Ancak bugün ülkemizde demokrasi ve Cumhuriyet tehlike altındadır. Gerilimler patlak veriyor, hayal kırıklığı büyüyor, öfke kabarıyor. İklim felaketi, sosyal kriz ve kimlik ateşi her şeyi silip süpürmekle tehdit ediyor. İşçilerin yaşamları giderek zorlaşıyor, okul, hastane ve adalet sistemi nefes alamaz halde, çiftçiler geçinemiyor, ulus parçalanıyor, devlet aciz görünüyor ve Fransızlar kendi kaderlerinden mahrum bırakıldıklarını hissediyor. Emmanuel Macron 2017 yılında uçları ortadan kaldıracağını vaat etmişti. On yıl sonra, Trump ve Putin’in uşakları iktidarın kapısına dayanmış durumda. Onların zaferi bir intihar olur.
İşte bu yüzden aday gücünü, siyasetin eylem kapasitesini ve Fransız halkına egemenliğini geri vermektir.
Ülkeyi düzlüğe çıkarmak için sizlere yeni bir vatanseverlik sözleşmesi öneriyorum. Bıttığımız boğazımızı sıkan enerji, sanayi ve teknoloji tasmalarını neşterle kesecek ve bizi fosil yakıt güçleri ile Amerikan ve Çin imparatorluklarına bağımlı kılan bağlardan kurtulacağız. Rant yerine emeği savunacağız. Okula, hastaneye ve kamu hizmetlerine verdikleri sözü tutmaları için gereken imkanları yeniden kazandıracağız. Huzurevlerini ve kreşleri ticarileşmekten kurtaracağız. Ekolojik dönüşümü planlayıp organize edeceğiz. Üretimimizi koruyacağız ve topraklarımıza fabrikalar geri getireceğiz. Fransa’yı filizlenen Avrupa gücünün lokomotifi yapacağız.
Birlikte yapma zevkini ve ne olduğumuzun gururunu yeniden kazanabilirsek her şey hala mümkündür.
Bu cumhurbaşkanlığı seçimi, yurttaşlık hayatımızın en önemli mücadelesi olacaktır. Bunu kazanmak için öncelikle demokratik solu yeniden kurmalıyız; ilkelerini seçim bölgeleri için satmayan, ülkeyi yönetmeye ve tarihini şekil veren adalet arayışına yeniden kavuşturmaya muktedir bir solu inşa etmeliyiz.
Karelerimin en derin nedeni birkaç kelimede özetlenebilir. Çocuklarımın büyüklüğünden vazgeçmiş bir Fransa’da büyümelerini istemiyorum. Onlara acizliğimizi ve bağımlılıklarımızı, vazgeçişlerimizi ve korkaklıklarımızı aktarmak istemiyorum. Onların gözlerinin içine bakabilmeyi ve fırtına koptuğunda sağlam durduğumuzu söyleyebilmek istiyorum.
Onlara sınavsız bir dünya veya kolay bir yaşam vadetmiyorum. Onlara güçlülerin karşısında gözlerini eğmeyen ve hiçbir çocuğunu yolda bırakmayan bir Fransa vadediyorum. Kaderine sadık bir Fransa.
Hayatımızda her zaman mücadelemizi sonuna kadar götürmemiz gereken bir an gelir. Benim için o an gelmiştir. Beni bağlayan budur. İçimde hissettiğim budur. İşte bu yüzden aday oluyorum.
Birlikte, Fransa’yı uyandıralım.
Raphaël Glucksmann”


No Comment! Be the first one.